Kapat

Black Mirror İle Gelecek Distopyası!

Anasayfa
Bilim Black Mirror İle Gelecek Distopyası!

Black Mirror İle Gelecek Distopyası!

Bir çoğunuzun bir yerlerden aşina olduğu, bazılarının ise 4. sezonu bitirdiği, bitmek bilmeyen heyecanı ile her bölümde ki  ele aldığı süpriz konuları sebebiyle sabırsızlıkla 5. sezonu beklediği muhteşem diziyi spoilerlı bir şekilde inceliyor olacağız. en azından 1.sezonu izlemiş olmanızı ve daha sonra yazıya dönmenizi tavsiye ediyoruz. Şimdi hazırsanız Black Mirror ve onun ele aldığı, tek ana konu olan gelecek distopyası'nın derinlerine sert bir iniş yapacağız. Ama ilk önce dizinin kimler tarafından çekildiğine, perde arkasında ki gerçek kahramanlarının kim olduğuna ve ne zaman çıktığına bir bakalım.
 
Black Mirror; Drama, macera, hiciv ve bilim kurgu içeren bir yapım olarak ingiliz kanalı Channel 4'de, 4 aralık 2011'de yayınlanmaya başlamış, kazandığı popülerlik sonrası ise Netflix'de 2016'da yayınlanmaya başlanmıştır. Barney Reisz tarafından yapımcılığı,Charlie Brooker ile Annabel Jones tarafından ise yönetmen-yapımcılığı üstlenilmiş yapımdır.Aynı zamanda alışagelmiş dizilere oranla en farklı özelliği ise; her bölümde farklı oyuncular, farklı mekanlar, farklı konular kullanılmış olan, fakat ana konu olarak gelecek distopyasına daima bağlı kalınmaya çalışılıp çekilmiş dizidir.
 
Dizinin yapımcısı Charlie brooker dizi hakkında "yaşayabileceğimiz her bölüm farklı oyuncu kadrosu, farklı mekan ve hatta farklı gerçeklik algısına sahip; fakat hepsi hem günümüzdeki yaşam tarzımız hem de hoyrat isek 10 dakika içerisinde yaşanabilecek şeyler hakkında." Demiştir ve distopya kavramına getirdiğimiz "Ulaşılması mümkün sayılmayan, günümüz ve çevremizin, ahlak ile toplum anlayışına göre kötü olarak değerlendirilen gelecek senaryosu." Tanımını sorgulamamız gerektiğine dikkat çekmiştir.
 
 
Dizinin ilk bölümünde yatan anlamları bulmaya koyulalım o halde; "Ulusal Marş" adlı ilk bölümde bizi  çok büyük bir olay karşılıyor. İngiltere'nin prensesi kaçırılmıştır. Devletin üst kademelerinde büyük yankı ve panik uyandıran bu olay İngiltere başbakanının kulağına kadar gider. Başbakanın İngiltere'de ki konutuna bazı yardımcıları toplanır ve onu olaydan haberdar ederler. Herkes gibi başbakan da bu olayın ülke gündemini çok derinden sarstığının bilincinde olup panikler fakat, henüz öğrenemediği başka bir konu daha vardır.
 
 
Prensesi kaçıran ekibin başbakandan bir istekleri ve bu isteklerine dair bazı şartları vardır. Fazla değinmeyeceğimiz istekleri başkanın toplum ve medya içerisinde çok küçük düşürebilicek şekilde, bir domuzla videosunun çekilmesi istenmesidir. Başbakanın kendisine yöneltilen bu isteğe hiç bir anlam verememesinin yanı sıra, böyle bir olayı düşünmenin bile ne kadar utandırıcı olduğundan ve isteklerinin yerine getirilmeyecek kadar imkansız olmasından şikayet eder. Ancak ortada büyük bir ikilem yaratılmıştır ki; Başbakanın rehineci grubun isteğini geri çevirmesi durumunda prensesin öldürüleceğini öne sürerler, hatta bir süre sonra hükümet tarafından kendilerine kurulan tuzağa kesik parmak yollayarak cevap verirler.
 
 
İşte bu sırada başbakan videonun her taraftan kaldırılması yönünde emirler yağdırırken, bu videonun sabah kahvaltıya kalkmış vatandaşların elinde sosyal medya aracılığı ile izlenebildiğine dolasıyla bütün dünyaya yayıldığına şahit oluyoruz. İşte burası gerçekten ironik. Ortadan kaldırılması gereken öyle bir hızlı yayılıyor ki toplumun başbakanın böyle küçük düşürülmesine sevinmesi gibi bir durum ortaya çıkıyor! Sonrasında video için gerekli teknik detaylar başbakanın yardımcılarından biri tarafından ortaya yeni bir fikir sunuluyor. Bu fikir tamamı ile bir aldatmacaya dayalı videonun hazırlanması ve prensesin bu yolla kurtulmasını beklemek olacak. 
 
Bu fikir için emmy ödüllü bir yönetmen özel olarak hükümet binasına arka kapıdan gizlice sokulmaya çalışılırak kalkışılıyor. Fakat yine ironik bir olay oluyor ve medya arka kapıdan gizlice sokulmak istenilen yönetmeni görüntülüyor. Ve olay burda patlak veriyor! Prensesi kaçıran ekibin sözcüsü aldatmaya yönelik hamleninin cezalandırılacağını videoda bildirdiklerinden, ne kadar ciddi olduklarını ispatlayacak derecede cüretkar bir şekilde, binaya kesik bir parmak yolluyor. Bu sırada başbakanın önümüzde ki oylamaları kazanmasının kesin bir şekilde bu olaya bağlıyan yardımcıları onu cesaretlendirmeye çalışırken başka bir ironi daha yapılıyor.
 
 

 
Bu sırada kesik parmak üstüne Twitter'da işler iyice çığrından çıkıyor. Twitter kullanıcıları başbakana ve devletin üst kurumlarına kızgınlıklarını belirtirken ortamın fokur fokur kaynadığını şahit oluyoruz ki bu noktada başbakanın kendisine ve ailesine binlerce hakaret de gergin ortamı daha da kızıştırıyor. Bunun üzerine İnternetde daha önceden yapılmış bir oylamaya dikkat çekmemiz lazım ki; Bu oylamada başbakandan videoyu çekmesini isteyen kişiler ile yapmasını istemeyen kişilerin bir oranlanması yapılıyordu ve sonuçlar: Katılımcıların %28'i oranında iken, kesik parmağın üzerine %86'nın üzerine çıkıyor ki burada dikkat çekilen şey doğrudan toplumun manüplasyona müsait olması.
 
İşte burası önemli kısım; Başbakan ona bildirilen olaydan kaçmak için son 1 saatden önce yapabileceği her şeyi yapsa da nafile oluyor. Bu sırada tüm hazırlıklar yapılıyor ve zorunlu olarak video çekilmeye başlanıyor. Aynı zamanlarda sokaklarda hiç kimsenin olmaması ve herkesin televizyondan, internet ile diğer platformlardan canlı yayını yapılan olayı izlemeye koyulduğunu belirtmemiz lazım. Önce seyirciler tarafından büyük bir çoşku ile karşılanan bu olay sanki bir komedi filmi yayınlanırmışçasına kimse tarafından ciddiye alınmıyor, hatta halk başbakanın küçük düşürülmesine, başına gelen bu olayın korkunçluğuna izlerken, dalga geçiyor ve mutlu  bir şekilde içeceklerini yudumluyor.
 
Ancak televizyonda ki dünyalara, internetde ki dünyalara ters düşecek şekilde bu olay son derece gerçek! Halkın bir süre sonra kendinden utanması, izleyenlerin korku ve hüzün duygusuna kapılması günümüz dünyasının duyarsızlaştırdığı zihinlerimize yıkıcı bir darbe gibi geliyor! Başbakanının eşi olay karşısında dik duramıyor ve yatağına kapanıp ağlamaya başlıyor. Bu sırada prenses İngiltere sokaklarında özgürce dolanıyor ve dans ediyor fakat sokaklarda kimse yok! Dolasıyla prensesin gelişine şahit olacak kimse yok, çünkü herkes yayını izliyor!
 
 
Bu sırada kesik parmağın gerçek sahibinin prenses susannah olmadığına ve gerçek parmağın sahibinin kendini astığına şahit oluyoruz. Aynı zamanda,prensesin başbakan tarafından kurtarıldığı kayıtlara geçiliyor ve herkes rutin hayatlarına devam etmeye koyuluyor. Halk başbakanı bu cesaretinden dolayı tebrik ediyor. Fakat burası da ayrı bir ironi; Başbakanın kafası her ne kadar şahsı menfaatleri yüzünden bu kadar zorlansa da mecburi şekilde cesaret edip rehinecilerin isteğini yerine getirmişti. Başbakanın seçimi bir daha kazanmasına ve eşi ile tartışmasına şahit olduktan sonra bölümün bitişine şahitlik ediyoruz. Şimdi burada olayın failleri kimdir? Kesik parmağın sahibi olan adam mı? Sanmıyoruz o bir şekilde parmağı koparılıp dolaylı yoldan ölüme yollanan bir kurbandı. Böylelikle İki seçeneğimiz kalıyor; Başbakanın yeniden seçilmesini isteyen birileri mi ? Yoksa medyayı, interneti, hükümeti ve dolasıyla modern toplumun kendisini eleştiren eylemciler mi?
 
Diğer bölümler için takipte kalın…
 
 
   
 
 
 
 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir