La Casa De Papel hakkında bilmedikleriniz!

  • Mete ASLAN

La Casa De Papel hakkında bilmedikleriniz!

Bildiğiniz üzere sosyal medyayı kasıp kavuran popülerliği ile dillerden düşmeyen, ilk bölümden itibaren heyecanı hep üst düzeyde tutan İspanyol dizisi La Casa De Papel 2 mayıs 2017’de İspanyol kanalı Antena 3’de yayınlanmaya başlamıştır.  Yapım 23 Kasım 2017’de sona ermiştir. uyarlama Álex Pina tarafından yapılmıştır. Evet La Casa De Papel’de bir uyarlama ve roman Arjantinli yazar Carlos María Domínguez tarafından 2002 senesinde yazılmıştır. Klasik bilgiler dışında dizi hakkında bilinmeyenlere yönelirsek:

Dizideki karakterlerin aslında keskin çizgilerle çekilmiş karakterler olduğunu, aslında ne kadar beklenmedik davrandıklarını, bazen tamamen aykırı olduklarını sanıyoruz ki herkes anlayabilmiştir. Taktıkları maskeleri bile Salvador Dalí gibi toplumun algısına ve ahlak kurallarına aykırı bir ressama ait olan gruptan beklenmedik ve aykırı davranmamaları yine beklenmedik bir davranış olurdu değil mi? Ne paradoks ama!

İşte dizi gerçekten de bu paradoksun üstüne kurulu, en katı ve soğuk davranması gereken karakter birden çok yumuşak, duygusal veya hoş davranış sergileyebiliyor sonrasında aklımızda ki karaktere dayalı  ön yargıları birden yıkabiliyor. Tam tersine yumuşak huylu ve sakin gibi gözükenler gözlerini karartıp çok soğukkanlı davranabiliyor ve hiç beklenmedik şekilde ortalığı kan götürmesine sebep olabiliyorlar.

Eğer gruptaki üyelerden bahsetmemiz gerekiyorsa;

Dizinin çok fazla kez vurguladığı noktalardan biri grup üyelerinin tesadüfen değil de ince eleyip sık dokunarak seçilmiş olmaları. Çete üyelerinden hiçbiri orada tesadüfen bulunmuyor, hatta Moskov’un oğlu olan Denver bile.

Berlin: Dizinin 2. dünya savaşında aktif olmuş devletlerin şehirlerini fark ettiyseniz, diziye ikinci bir perspektif ile bakabilirsiniz. Örneğin Berlin 2.dünya savaşında iktidara gelen nazi almanyasını gözlerimiz önüne sunarken; Kendi geçmişinden alaycı bir tavırla bahsediyor ve ne kadar da çok kandırıldığını ve kırıldığını anlatıyor. Bu yıpranmışlık 1.dünya savaşı sonrası Alman’yayı vuran dalganın bir sonucuydu aslında. Ancak Almanya kalkınmayı bildi ve 2.dünya savaşına çok sert ve Nihilizm etkisi ile girdi. Berlin’den ve hastalığından bahsedilirken çok kısa süre sonra ölecek olmasından ve yaşamının ilaçlarına bağlı olduğundan bahsedilir. işte burda net bir şekilde Berlin’in düşüşüne ve kaçınılmaz sona doğru giderlerken Almanya’nın holokostuna benzer bir tavırda olduğunu görüyor, hatta rehineleri bağlı tuttuğu düzende ki gibi bariz bir çağrışımı fark ediyoruz. üstelik polisler Berlin’den bahsederken sahip olduğu hastalık dolasıyla kaybedecek hiçbir şeyi olmayan biri olarak görüyorlar, tıpkı dönem Almanya’sında etkili olan Übermansch gibi.

Tokyo: 2. Dünya Savaşı Japonya kadar aykırı ve ezber bozan bir devlet, soygun sırasında Tokyo kadar aykırı ve düzen bozan bir eleman görülmemiştir herhalde. Savaşı başlatanın kim olduğunu biliyorsanız, ilk gösterilen üyenin Tokyo olmasını da tesadüf bulmayacağınızı tahmin ediyorum çünkü 2.dünya savaşı  18 eylül 1931’de Japonya’nın Mançurya’yı işgali ile başlar.

Moskov: Sovyetler Birliği dönemi Rusya’sının karakter bulmuş hali olarak kendisinin aslında işin arka planında ne büyük bir başarı yakaladığını görebiliriz. Bildiğiniz üzere tünel kazma işleri Moskov’da yine bildiğiniz üzere işçi devrimi yaşanmış, komünist bir yapıya geçmiş devlet olarak karşımızda ki aslında tam da iletilmesi istenen mesaj bu ki Moskov’un grupta oluşturduğu baba figürü de dünyaya yayılan Komünizm dalgasının ve bu devletlerin gözünde Sovyetler Birliğine bir gönderme yapılmasıdır.

Denver: Colorado eyaletinde bulunan Birleşik Devletler’in şehirlerinden biridir. 2. Dünya Savaşında ABD’nin varlığı gerçekten de beklenmedik bir olaydı, tıpkı Denver’in ekipte bulunması gibi. Ancak 2.dünya savaşında en önemli cephelerden birini oluşturuyorlardı ve savaşın gidişatını değiştirdiklerini söyleyebiliriz. Tıpkı soygun sırasında isyanın gidişatının aslında Denver’in dolaylı olarak ona aşık olan Monica tarafından değiştirmesi gibi ve tabi ki de SSCB ve ABD arasında 2. dünya savaşı sırasında bir müttefiklik söz konusuydu ve Berlin’in düşmesi ile Nazi devrinin kapanması ile sonuçlanıyordu ki dizide ki Monica’nın hayatta kalması da bu ittifakın sonucuydu.

Rio: Savaşa dahil olmuş ilginç bir ülke gibi, soyguna dahil olmuş ilginç bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Onun karakterinde ki bu Güney Amerika ezgilerinin sebebi bu olsa gerek. Soygunla gerçekten de teknolojik olaylar dışında hiç bir bağlantısı olmayan bir adam düşünün işte karşınızda Rio! 2.Dünya Savaşında Brezilya’da benzer şekilde arka planda kalan bir ülke olarak zihinlerimizde canlanıyordu. Fakat tarafsız kalmadıklarına ve savaşın sonuna kadar savaştan çekilmediklerini belirtmek gerek.

Helsinki ve Oslo: Savaşın gayet sert geçtiği cephelerden biridir Finlandiya ile Norveç. Halkları daha olayın farkına varmadan işgale uğramış işgalci güçlerle çarpışmış devletler olarak, Finlandiya 3 büyük savaşa girmiş ve bu savaşları, Sovyetler Birliğine, sonrasında ise müttefik oldukları Almanya’ya karşı vermiş, ancak sonrasında bağımsızlığını başarıyla kazanmıştır. Norveç’te ki durum ise dizide Oslo’nun başına gelenler gibi olayı çok trajik şekilde gerçekleşiyor. Devlet Almanlar tarafından işgal ediliyor ve uzun bombardıman süreçlerine giriyor. Bu bombardımanlar arkalarında çok büyük yıkım bırakıyorlar. Özellikle Oslo kentinde. İşgal sırasında çok zayıf bir direniş gösterebilmişlerdir hatta kral ve hükümet Londra’ya kaçarak hayatta kalmışlardır, ki dizide trajik şekilde ölüme giden karakterlerimizden biri Oslo idi.

Nairobi: Dizide belki de en pozitif karakterimiz Nairobi’ydi. Dışarıda bilfiil savaş dönerken o darphane kontrolünde ve yönetiminde bulunarak para akışını sağlıyordu. Kenya 2. dünya savaşında aktif olduğunu duyduğumuz devletlerden biri değil. Fakat 2. dünya savaşı sırasında gayet İtalyan işgaline uğramışlar ve dolayısıyla  onlar da savaşa dahil olmuşlardır.

Grubun kurucusu namı değer Profesör: Soygun planlarının ve soygun fikrinin kendisine değil de babasına ait olduğunu söylüyor. Gerçekten de öyle olduğunu babasının soygun girişimi sırasında vurularak öldürüldüğünü görüyoruz. Anlattığımız üzere her şehir kodu aslında özelleştirilip kişi imajları verilmiş karakterlerdi. Peki Profesör kim? Profesör aslında kimse,O bir 2. dünya savaşı ülkesi değil, ama elbette ki onun da taşıdığı bir anlam var. Profesör aslında bilimin ta kendisi! Profesörün aykırı bulunduğu nokta bildiğimiz üzere Raquel ile arasında olan ilişki ki bu ilişki bildiğimiz gibi tamamı ile soygun planına aykırı  ve Profesör Bilimsel yöntemin, akılcılığın tersine doğru ilerlerken  büsbütün planın altüst olması riskine girdi. İşte Profesörün aykırı olduğu nokta tam da burasıydı.

El tiempo es efectivo!