İletişimde Kalın

Sitede Arama Yap

HABER

E-Ticarette Büyümenin Önündeki Görünmeyen Engel: Yanlış Altyapı Seçimi

Okuma süresi: 7 dakika

E-ticarete başlarken verilen kararların büyük bölümü doğal olarak ürün, reklam ve satış üzerine yoğunlaşıyor. Hangi ürünlerin satılacağı, reklam bütçesinin ne kadar olacağı veya mağazanın nasıl görüneceği uzun uzun düşünülürken altyapı seçimi çoğu zaman birkaç paket arasındaki fiyat karşılaştırmasına indirgeniyor.

İşler büyümeye başladığında ise başlangıçta çok önemsenmeyen bu karar kendisini daha fazla hissettiriyor. Sipariş sayısının artması, farklı pazaryerlerinde satışa başlanması, yeni kargo firmalarının sisteme dahil edilmesi veya bayi kanalının oluşturulmasıyla beraber e-ticaret sitesi yalnızca müşterinin gördüğü bir vitrin olmaktan çıkıyor.

Asıl mesele de tam olarak burada başlıyor. Bir e-ticaret altyapısının gerçek performansı mağaza kurulurken değil, operasyon büyümeye başladığında ortaya çıkıyor.

Günde 10 sipariş ile 500 sipariş aynı şekilde yönetilmiyor

Küçük bir mağazada birçok işlem manuel olarak yapılabilir. Sipariş geldiğinde stok kontrol edilir, kargo kaydı oluşturulur, fatura hazırlanır ve gerekiyorsa diğer satış kanallarındaki ürün miktarı güncellenir. Günde birkaç sipariş olduğunda bu süreç ciddi bir problem oluşturmayabilir.

Sipariş sayısı yükseldiğinde aynı yöntem sürdürülebilir olmaktan çıkmaya başlar. Üstelik işletme yalnızca kendi internet sitesinden satış yapmıyorsa işler daha da karmaşık hale gelir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Bir ürünün internet sitesinde, farklı pazaryerlerinde ve bayi kanalında aynı anda satışta olduğunu düşünelim. Kanallardan birinde gerçekleşen satışın stok bilgisine zamanında yansımaması bile stokta olmayan bir ürünün tekrar satılmasına neden olabilir.

Bu yüzden büyüyen e-ticaret operasyonlarında yazılımın görevi yalnızca siparişi kaydetmek değildir. Farklı kanallardan gelen verilerin mümkün olduğunca merkezi şekilde yönetilebilmesi gerekir.

Ucuz paket her zaman düşük maliyet anlamına gelmiyor

E-ticaret altyapıları karşılaştırılırken ilk bakılan alanlardan biri doğal olarak fiyat oluyor. Fakat görünen paket fiyatı ile işletmenin gerçek kullanım maliyeti aynı şey olmayabilir.

Başlangıçta uygun fiyatlı görünen bir sistemde pazaryeri bağlantısı, ek kullanıcı, farklı ödeme yöntemleri, kargo entegrasyonları veya gelişmiş raporlama gibi özellikler ayrıca ücretlendiriliyorsa toplam maliyet zaman içerisinde beklenenin üzerine çıkabilir.

Bu nedenle farklı e-ticaret paketleri karşılaştırılırken aylık veya yıllık lisans ücretinin yanında paketin hangi operasyonları kapsadığına da bakmak gerekiyor.

Örneğin başlangıç aşamasındaki bir mağaza için gelişmiş pazaryeri yönetimi gerekli olmayabilir. Altı ay sonra farklı satış kanallarına açılmayı planlayan aynı işletme için bu özellik önemli hale gelebilir. Buradaki kritik nokta, ihtiyaç ortaya çıktığında mevcut altyapının işletmeyle beraber büyüyüp büyüyemeyeceğidir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

E-ticaret sitesinin arkasında giderek büyüyen bir operasyon var

Müşteri tarafında süreç oldukça basit görünür. Kullanıcı ürünü bulur, sepete ekler, ödemesini yapar ve siparişini bekler. İşletme tarafında ise aynı sipariş birden fazla sistemi ilgilendirebilir.

Ödemenin doğrulanması, stok miktarının güncellenmesi, faturanın oluşturulması, kargo kaydının açılması ve müşteriye bilgilendirme yapılması gerekir. Satış aynı zamanda bir pazaryerinden geldiyse farklı sistemlerin de güncel tutulması gerekebilir.

Ürün sayısı arttıkça durum daha belirgin hale gelir. Onlarca ürünün fiyatını manuel olarak değiştirmek mümkünken binlerce ürün bulunan bir katalogda aynı işlem ciddi iş gücü gerektirir.

Bu nedenle e-ticaret yazılımlarındaki entegrasyonların değeri yalnızca teknik özellik sayısıyla ölçülmemeli. Esas değer, işletmenin günlük olarak yaptığı tekrar eden işlemlerden ne kadarını ortadan kaldırabildiğinde ortaya çıkar.

Bir sonraki aşama çoğu işletme için pazaryerleri oluyor

Kendi internet sitesinden satış yapan markaların önemli bir bölümü zaman içerisinde farklı satış kanallarını denemeye başlıyor. Pazaryerleri yeni müşterilere ulaşmak açısından önemli bir kanal olsa da operasyon tarafında yeni bir yönetim yükü oluşturuyor.

Aynı ürünün birden fazla yerde satılması fiyat ve stok bilgilerinin senkronizasyonunu önemli hale getiriyor. Kampanya dönemlerinde siparişlerin kısa sürede yoğunlaşması da manuel yönetimin sınırlarını daha görünür hale getiriyor.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Bu aşamada altyapının pazaryerleriyle nasıl haberleştiği, siparişleri nasıl topladığı ve stok güncellemelerini nasıl yönettiği önem kazanıyor.

Benzer durum kargo tarafında da geçerli. Sipariş bilgilerini tek tek kargo sistemine aktarmak yerine bu işlemin doğrudan mağaza yönetiminden gerçekleştirilebilmesi günlük operasyonda ciddi zaman kazandırabiliyor.

Bayiyle çalışan şirketlerde tablo tamamen değişiyor

Son tüketiciye satış yapan klasik bir e-ticaret mağazasında çoğu müşteriye aynı ürün fiyatları gösterilir. Bayi, distribütör veya toptan satış modeli bulunan işletmelerde ise ticari kurallar çok daha farklı olabilir.

Aynı ürün A bayisine yüzde 10, B bayisine yüzde 20 iskonto ile satılabilir. Bir müşteri peşin çalışırken başka bir müşteriye vadeli satış yapılabilir. Bazı bayiler yalnızca belirli ürün gruplarını satın alabilir veya belirli miktarın altında sipariş oluşturamayabilir.

Bu noktada standart bir e-ticaret mağazasının üzerine farklı bir operasyon katmanı eklenmesi gerekir.

Geleneksel yöntemde bayi satış temsilcisini arar, güncel fiyatı sorar, stok bilgisini öğrenir ve siparişini telefon, WhatsApp veya e-posta üzerinden iletir. Sipariş daha sonra işletmenin kendi sistemine aktarılır.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Bayi sayısı az olduğunda bu yöntem çalışabilir. Ancak onlarca veya yüzlerce bayi bulunan yapılarda satış ekibinin önemli bir bölümü sürekli aynı sorulara cevap vermeye başlayabilir.

Bayi siparişleri neden dijital ortama taşınıyor?

Bayi sisteminin dijitalleşmesindeki temel amaç insan ilişkisini ortadan kaldırmak değil, rutin işlemlerin yükünü azaltmak.

Bayi kendi hesabına giriş yaptığında kendisine özel ürünleri, fiyatları ve kampanyaları görebiliyorsa her sipariş öncesinde satış temsilcisinden bilgi istemesine gerek kalmaz. Sipariş geçmişini görüntüleyebilir, yeni sipariş oluşturabilir ve uygun sistemlerde cari bilgilerini takip edebilir.

Bu yapı işletme açısından da farklı bir avantaj sağlar. Telefon veya mesaj üzerinden gelen siparişlerin tekrar sisteme girilmesi yerine sipariş doğrudan dijital ortamda oluşur.

Üretici, distribütör ve bayi ağıyla çalışan şirketlerin B2B e-ticaret sistemlerine yönelmesinin arkasında büyük ölçüde bu operasyon ihtiyacı bulunuyor.

B2B satış yalnızca büyük şirketlerin konusu değil

B2B denildiğinde akla çoğu zaman yüzlerce bayisi bulunan büyük üreticiler geliyor. Oysa çok daha küçük işletmelerde de benzer ihtiyaçlar ortaya çıkabiliyor.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Örneğin ürünlerini hem doğrudan tüketiciye hem de 20 farklı mağazaya satan bir işletme düşünelim. Mağazaların alış fiyatları son tüketici fiyatlarından farklı olacaktır. Bazı müşteriler toplu sipariş verecek, bazılarına ise özel indirim uygulanacaktır.

Böyle bir işletmede B2B sisteminin sağlayacağı avantaj bayi sayısından çok sipariş modelinin yapısıyla ilgilidir.

Özellikle tekrar sipariş oranının yüksek olduğu sektörlerde müşterinin her sipariş için satış temsilcisiyle iletişime geçmek zorunda kalmaması hem alıcı hem satıcı açısından süreci kolaylaştırabilir.

B2C ve B2B aynı altyapıda buluşabiliyor

İşletmeler artık satış kanallarını kesin çizgilerle birbirinden ayırmak zorunda değil. Aynı marka kendi internet sitesinden bireysel müşterilere satış yaparken diğer taraftan bayilerine veya kurumsal müşterilerine toptan satış gerçekleştirebilir.

Bu senaryoda ziyaretçinin türüne göre farklı fiyatlandırmalar devreye girebilir. Normal ziyaretçi perakende fiyatını görürken sisteme bayi hesabıyla giriş yapan kullanıcı kendisine tanımlanan fiyatları görebilir.

Ürün kataloğunun merkezi tutulabilmesi de yönetimi kolaylaştırır. Aynı ürünlerin iki ayrı sistemde tekrar oluşturulması yerine satış kuralları müşteri grubuna göre değiştirilebilir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Entegrasyon konusu satış arttıkça daha önemli hale geliyor

Bir e-ticaret sisteminde onlarca entegrasyon bulunması tek başına fazla şey ifade etmiyor. İşletmenin gerçekten kullandığı servislerle sağlıklı veri alışverişi yapılabilmesi daha önemli.

Ödeme kuruluşları bunun en temel örneklerinden biri. İşletmenin tercih ettiği ödeme yöntemlerinin sisteme bağlanabilmesi müşteriye farklı ödeme seçenekleri sunulmasını sağlar.

Kargo tarafında da benzer bir durum söz konusu. Sipariş bilgilerinin otomatik aktarılması, gönderi kodlarının oluşturulması ve müşteriye kargo durumunun iletilmesi özellikle yüksek sipariş hacminde çalışan ekiplerin yükünü azaltabilir.

Pazaryeri bağlantıları, e-fatura servisleri, muhasebe programları ve ERP sistemleri ise işletmenin yapısına göre bu zincirin diğer parçalarını oluşturuyor.

Bugünün ihtiyacına göre sistem seçmek birkaç yıl sonra problem çıkarabilir

E-ticarette ölçeklenebilirlik kavramı genellikle teknik performans üzerinden anlatılıyor. Aslında işletme açısından bundan daha geniş bir anlam taşıyor.

Bugün 200 ürünü bulunan bir mağazanın iki yıl sonra 10 bin ürüne ulaşması mümkün. Yalnızca kendi sitesinde satış yapan bir marka daha sonra pazaryerlerine açılabilir. Perakende satış yapan şirket bayi ağı kurabilir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Dolayısıyla sistemin işletmenin değişen satış modeline uyum sağlayabilmesi gerekiyor.

Her yeni ihtiyaçta altyapıyı değiştirmek teoride mümkün olsa da pratikte oldukça zahmetli bir süreç. Ürünların, müşteri kayıtlarının, sipariş geçmişinin, görsellerin ve entegrasyonların yeni sisteme aktarılması gerekiyor.

Üstelik mevcut mağaza Google’da görünürlük kazanmışsa URL yapısının değiştirilmesi SEO açısından da dikkatli yönetilmesi gereken bir konu haline geliyor.

Altyapı değişikliğinin görünmeyen maliyeti

E-ticaret platformu değiştirilirken genellikle yeni sistemin lisans maliyeti hesaplanıyor. Oysa geçiş sürecinin kendi operasyonel maliyeti de bulunuyor.

Ürün verilerinin taşınması, kategori yapısının yeniden oluşturulması, ödeme ve kargo entegrasyonlarının kurulması, tasarımın hazırlanması ve yönlendirmelerin yapılması zaman gerektiriyor.

Binlerce ürün bulunan mağazalarda veri aktarımı başlı başına bir proje haline gelebiliyor. Eski sistemde bulunan özel alanların yeni sistemde farklı şekilde tutulması da ek çalışma gerektirebilir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Bu nedenle ilk altyapı seçiminde birkaç yıl sonrasını düşünmek, yalnızca daha fazla özellik satın almak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ileride ortaya çıkabilecek taşıma maliyetini azaltmak anlamına da geliyor.

SaaS e-ticaret sistemlerinin yaygınlaşmasının nedeni ne?

Geçmişte işletmelerin önemli bir bölümü e-ticaret sitesi kurmak istediğinde özel yazılım geliştirme seçeneğine yöneliyordu. Günümüzde ise SaaS modeli çok daha yaygın.

Bu modelde sunucu yönetimi, sistem güncellemeleri ve altyapının teknik bakımının önemli bir bölümü hizmet sağlayıcı tarafından yürütülüyor. İşletme ise ürünlerini, siparişlerini ve satış operasyonunu yönetmeye odaklanıyor.

Özel yazılımın hâlâ gerekli olduğu projeler bulunuyor. Çok sıra dışı iş akışlarına sahip veya kendi teknik ekibiyle tamamen özelleştirilmiş bir sistem geliştirmek isteyen şirketler için özel çözümler tercih edilebilir.

Standart e-ticaret ihtiyaçlarına sahip işletmelerde ise hazır altyapı kullanmak mağazanın daha kısa sürede faaliyete geçmesini sağlayabiliyor.

Türkiye’deki e-ticaret altyapıları da operasyon tarafına ağırlık veriyor

Türkiye’deki e-ticaret pazarının büyümesiyle beraber altyapı sağlayıcılarının sunduğu hizmetler de yalnızca site kurulumunun ötesine geçti. Ödeme kuruluşları, kargo firmaları, pazaryerleri ve e-fatura servisleriyle bağlantılar artık işletmelerin platform seçerken değerlendirdiği temel alanlardan biri.

Advertisement. Scroll to continue reading.

Magazanikur gibi yeni nesil e-ticaret altyapıları da mağaza kurulumuyla birlikte bu operasyonların tek panel üzerinden yönetilebilmesine odaklanıyor. Özellikle B2C satışın yanında bayi veya kurumsal satış kanalı oluşturmak isteyen işletmeler açısından altyapının farklı satış modellerine uyum sağlayabilmesi önemli hale geliyor.

Burada belirleyici olan platformun kaç özellik listelediğinden ziyade işletmenin gerçekten ihtiyaç duyduğu süreçleri ne kadar iyi karşılayabildiği.

Paket seçmeden önce işletmenin kendi satış modelini çıkarması gerekiyor

E-ticaret altyapısı araştırmaya doğrudan paket karşılaştırarak başlamak yerine önce işletmenin nasıl satış yapacağını belirlemek daha sağlıklı olabilir.

Kaç ürün satılacağı, hangi kargo firmalarının kullanılacağı, pazaryerlerinde satış yapılıp yapılmayacağı, kaç kişinin sistemi yöneteceği ve bayi kanalının bulunup bulunmayacağı baştan belli olduğunda paketleri karşılaştırmak kolaylaşıyor.

Aynı şekilde önümüzdeki bir veya iki yıl içerisinde planlanan büyüme de hesaba katılmalı. Bugün kullanılmayacak bir pazaryeri veya B2B özelliği birkaç ay sonra işletmenin temel ihtiyacı haline gelebilir.

E-ticarette iyi altyapı çoğu zaman müşterinin fark etmediği altyapıdır. Sipariş geldiğinde stok doğru güncelleniyor, ödeme sorunsuz alınıyor, kargo süreci işliyor ve çalışanlar farklı paneller arasında sürekli veri taşımak zorunda kalmıyorsa sistem görevini yerine getiriyor demektir.

Advertisement. Scroll to continue reading.

İşletme büyüdükçe asıl fark da burada ortaya çıkıyor. Satış hacmini artırmak zor olabilir; fakat artan satışları yönetemeyen bir operasyon oluşturmak çok daha pahalı bir probleme dönüşebilir.

Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Yazılar